Alparslan

Alparslan Büyüyor...

Hayat bir su gibi pınarından çıktığı ilk günden bu yana devam etmekteydi. İnsanlık bu pınardan aldığı güç, kuvvet ve kendisine düşen pay ile yeni yeni güzergahlar seçip oluşturmuşlardı kendilerine.

Kimileri oluşturdukları su yollarını büyük bir havza edip nice nesiller için tertemiz billur medeniyetler imar etmiş; kimileri de sularına su katmış, pislikle doldurup sıvamış, sanki billurane çağlar şekillendirmiş.

Öyle böyle havzalar dolmuş, çınarlar yetiştirilmiş... Tarihe binlerce teşbih oluşturulabilir, yapılabilir. Bugün insanlığın ahvali bu teşbihlerle, bu teşbihlerde mana bulacaktır.

- Alparslan, evladım. Bizim havzamız Bir olan sahibini tanır, tanıtır! Bizim havzamızı bizim havzamızdan çıkanlarla kurutmaya çalışanlara müsaade etmeyeceksin.
- Baba sen çok mu karışık konuşuyorsun, ben mi anlamıyorum?

     - Herşeyi anlayacaksın yiğidim, arslan alpim benim....

Alparslan henüz 13 yaşında ufak ama ufku geniş bir genç çocuk. Anne ve babası onu sahip olması gereken bir çok erdem üzerine donatmıştı. Dürüstlük, Adalet, Cesaret, Cömertlik başta olmak üzere bunlar gibi bir çok vasıf Alparslan’ın anne ve babasının onun bu hayatta edinmesi gerektiği en önemli şeyler olarak kabul edilmişti.

Dürüstlüğü Peygamber Efendisinin sav can yoldaşı olan Ebu Bekr’i Sıddık’tan, ra Adaleti onların can yoldaşı Hz Ömer efendisinin ra sarsılmaz doğruluk ilkesinden, Cesareti Hz Hamza amcasının yıkılmaz bileğinden, Cömertliği de Hz Osman'dan varlıkta da yoklukta da şüphe etmediği elinden, bolluğundan Öğreniyordu o.

İsimler onun İçin adeta ilkelerdi. Anne ve babası ona hiçbir ismin yahut kelimenin kullanıldığı yerde hafif olmaması gerektiğini, ağırlığınca isabetli olması gerektiğini, gereksiz sözcük kullanımından her zaman kaçınması gerektiğini vurgulamıştı..

- Anneciğim “taş yerinde ağırdır” diyorsunuz. Peki ya benim ismim? Benim ismimin ağırlığı nedir? Ne zaman bu ağırlık benim kaderimde yer alacak?

- Alparslan, yavrucuğum. Sen bileğinin kuvvetli olduğu kadar ilmin ve ferasetinin de güçlü olduğu zaman bu ağırlığı hissedeceksin. Sana yol gösterenlerin açtığı bu yolun kaynağını asla unutmayacaksın. Bu Pınar’a itaat edeceksin ki seni doyursun. Evet hem madden, hem manen.. ve işte o zaman gerçek bir Alp, Arslan gibi bir Er olacaksın. Ne bileği ne de aklı yıkılan... Sen.. Sen bu millet için bir Lider olacaksın. Sen bu idealler için varsın Oğul. Arkadaşlarını takımını kurar gibi seçeceksin.

Gerçek bir refik olduğun gibi, gerçek birer refikler, dostlar edin!

11.01.2020

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Uçurum