Ateş
O dur ki ateş, Kökleri 1000 yıl öncesine dayanan bir kırmızı gülün kıvılcımlarına dayanır. O gül ki yaktığı yeri gülzar eder. Aşk ile boyar. Kokusuyla kâinatın hicran duyduğu teslimiyeti verir, özlemini ifade eder. İşte bu aşk, Fahri kainat efendimizin yaktığı bu aşk o ve onun dostlarıyla bin yıl ötesine kadar ulaşmıştır. Nice erenler, evliyalar, fedakârlar, kahramanlar, divanelerle Mekke'den Medine'ye Afrika'ya, Basra'ya, Buhara'ya, Dağıstan'a, Horasan'a, Endülüs'e, Cava Adalarına oralardan da günümüze ulaşmıştır. Kimi yerde canını toprağın gıdası sayan mücahitlerle, Kimi yerde gönlünü başkasının maddi manevi yarasına deva kılan dervişlerle, kimi yerde ekmeğinde ki buğday tanesinin alın terinin hakkı olup olmadığını tartan tacirlerle... Hâsılı Erdem ile yayıldı bu ateşin kıvılcımları. Ama heryerde büyük bir teslimiyet ve tevekkül ile yayıldı. İş olarak ne yapılması gerekiyorsa herşey belirliydi. Kıvılcımları ...