Peki ama Nasıl?

 Çakmağı yakmak bir parmak hareketine bakar. Doğada ateş yakmak bir çalı çırpıya bakar. Peki ya insan içine ne bir kibrit ne bir alev giremezken kalbimizi nasıl harlayacağız? Nasıl yakacağız da bize meşale olacak bu ateş? Allah Korkusu ile.

 

Korku insanın içine bir girdi mi gözü başka bir şey görmez aklı odaklanmaz. Sadece korkar. Korktuğu şey sanki onun etrafını tamamıyla kuşatmıştır. Her şeyden, her yerden endişe eder. Tıpkı okyanusa düşmüş yorgun bir insanın her yerine temas eden su gibi. Düşmesi korkunç, dalması korkunç, çırpındıkça daha da ürpertici bir korkuyla yüzleşirken etrafında tek bir çıkabileceği kenar olmamasıysa daha da korkunç. O derin okyanus suyuyla çırpınırken adeta boğulmak üzere olan insanı bir hayal edin, ciğerlerine kadar su yutmasına ramak kalmış hatta su vücudunun her yerine dolmuş bile! İşte böyle bir korkuya ben korku derim.

 

Allah korkusu işte böyle insana nüfuz ederse, hayatının her safhasında ondan korkarsa yüreğinin içinde bir ateş kıpır kıpır alev alır ve artık meşalesi yanar.

 

“Allah korkusu kalbin meşalesidir, bu meşale ile içindeki khayr ve şerr görünür”


02.2020


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Uçurum

Alparslan