Akis

    Aynadakini bir yansıma olarak kabul ediyorsun.

Peki ya sen bir yansımaysan?
Bu nasıl bir yansımadır?

Büyük bir ayna odasında olduğumuzu düşünelim. Tavanından tabanına duvarlarıyla beraber heryerini aynalarla kaplamış bir odaya girdiğinizde heryeri kendinizin kaplamış olduğunu görebilirsiniz.

Ancak ışık olmazsa sadece boş bir odanın içinde olduğunuzu düşüneceksinizdir. Bu anda Duyularla ilk olarak el ve ayak ile yani uzvi hislerinizle hareket edeceksiniz.

Işığın açıldığı anda yeni bir idrak yetiniz daha açılacaktır. Görme. Yukarda tarif ettiğimiz gibi aslında her mevcud olan yansımaların kendi zatınızdan olduğuna şahit olmuş olacaksınız.

İşte insan zatından sahip olduğu duyu ve yetilerle bu noktaya kadar alemin nizamını idrak edebilir diyebiliriz.

Bundan sonrası ne mi?
Her varlığın onun zatının akisleri olduğu.

“Peki ama bunlar biz insanlar gibi yada her mevcut gibi farklı farklı değiller. Benim bu zatımın aksi sadece benim zatımdan ibaret...”

İşte idrak-i hatem üzeresiniz.
Kuvvetinizin hududundasınız.

Duyular, Işık. Bunlarla, bugünki söylemiyle, tabiri caizse 3D yani üçüncü boyuttasınız.

Allah ise sınırı olmayan vücudunun zatından, o yansımalara, o suretlere şekil veren, ayrı bir idrak veren, his veren, sureti kendi zatından olan ama ârızi hareket eden, kainatta maziden istikbale her mevcudu yaratan Halık-ı Zülcelaldir.

La Mevcuda İlla Hu

21.04.2020

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Uçurum

Alparslan